ERGENLİK ÇAĞINDA ERKEK SESLERİNİNİN EĞİTİMİ


Dr. Hasan YENER*
                                                                                 
Ergenlik çağında değişmekte olan bir sesi eğitmemiş olan bir çok ses öğretmeni, bu tür seslerde nasıl bir teknik uygulanması gerektiğini ve nasıl bir yol izlenmesi gerektiğini bilmemektedir.  Ayrıca, bu konuda değişik görüşler de vardır.  Bazı ses eğitimcileri ancak değişim aşamasını tamamlamış erkek seslerine ses eğitimi verilmesi gerektiğini savunurken, bazıları da bu tür seslerin sadece rahat ettikleri dar bir ses aralığında çalışmalarını uygun görmektedir.
            Şurası şüphesiz ki, ergenlik çağında değişme evresinde olan erkek seslerini eğitirken, ses eğitmenleri çok dikkatli davranmalı ve sesin gelişimini önemle takip etmelidir.  Fakat, bu aşamadaki seslerin müziksel açıdan sessiz kalmaları, yani ses eğitimi almamaları ve seslerini performans için kullanmamaları doğru değildir.  “Sesleri değişmekte olan genç erkeklerin, bu değişimi tamamlamadan önce, ses eğitimi almaları ve seslerini müziksel açıdan kullanmaları seslerinin sağlığı ve gelişimi açısından sakıncalıdır” argümanı kanımca doğru değildir.  Elbette ki bu tür seslerin eğitiminde çok titiz davranılmalı ve doğru bir eğitim tekniği uygulanmalıdır.  Ancak, seslerinin susmak yerine aktif olması ve dikkatli bir eğitimden geçmeleri, bu tür seslerin hem ses organlarının gelişimi açısından hem de seslerinin kazanması gerektiği estetik ve müzikal ögeleri almaları açısından çok önemlidir.
            Değişim çocukluktan yetişkinliğe geçişin doğal ve olması gerekli bir fenomenidir. Bu nedenle ses öğretmenleri genç öğrencilerindeki bu değişimle baş etmek için hazırlıklı olmalı ve öğrencilerine karşı teşvik edici, sabırlı, anlayışlı ve ısrarcı birer kılavuz olmalıdırlar.  Genç erkek çocuklar için bu değişim çağı şarkı söyleme sanatındaki gelecekleri için fikirler edindikleri önemli bir dönemdir.  O nedenle teşvik edici ve doğru bir ses eğitimi onların bu sanattaki gelecekleri için de çok önem taşımaktadır.
            Ergenlik çağı, gençleri hem psikolojik hem de fiziksel yönlerden etkilediği için, egzersiz yapmak sağlıklı bir bedeni idame ettirmek için çok önemlidir.  Bu düşünce aynı şekilde onların sesleri için de söylenebilir.  Bu geçiş döneminde ses mekanizmasında görülen, larenksin büyümesi ve ses tellerinin kalınlaşması gibi fiziksel gelişimlerden dolayı, ses egzersizleri yapmak ve şarkı söylemek şeklinde sesi aktif tutmak, sesteki bu değişimin daha sağlıklı ve verimli yaşanmasını sağlar.  Araştırmacı ve yazar Kenneth H. Philips “… ergenlik çağındaki öğrencilerin sesleri için yapmaları gerekli en önemli şey, şarkı söylemeye ve ses eğitimi almaya devam etmeleridir…” demektedir.  
            Ergenlik dönemindeki, sesleri henüz oturmamış, erkek çocukların ses eğitimlerinin nasıl yapılması gerektiği konusunda birçok değişik yaklaşım vardır.  Bunlardan en etkilisi Irvin Cooper ve Don Collins’in ortaya koyduğu The Cambiata metodudur.  Kenneth Philips’e göre bu “sesleri değişmekte olan erkek çocuklarının eğitiminde kullanılan en popular Amerikan metodu” olmuştur.  Bu metoda göre değişmekte olan erkek sesi, cambiata, dört kategoriye ayrılır:
                       
                        1. Treble (tiz) (henüz değişmemiş olan erkek sesi)
                        2. Cambiata (değişimin ilk aşamasındaki erkek sesi)
                        3. Baritone (değişimin ikinci aşamasındaki erkek sesi)
                        4. Basses (değişmiş olan erkek sesi)
(Bu düşünceye göre Tenor, kelimenin tam anlamı ile düşünülürse, bu yıllarda henüz yoktur.)
Treble sesler cambiata evresine genellikle yedinci sınıf civarında geçer (İlköğretim yıllarına göre, yaklaşık 14 yaş civarı).  En belirgin değişiklik ses aralığının daralması ve sesteki esnekliğin daha limitli olmasıdır.  Cooper bu aşamadaki seslerin karakterini biraz “kof” ve “mat” olarak tanımlıyor ve ekliyor “o çok güzel, berrak ve parlak, çınlayan treble sesleri kalın duyulmaya başlar ve yetişkin falsetto’su ile ilişkilendirilen sahte bir hissi yansıtır.”  Aşağı tonlar daha da kuvvetlenir. Bu evre yaklaşık olarak bir ay sürer ve en zor dönem olan ikinci evreye geçilir.  Bu aşamadaki erkek seslerinin çoğunda aşağı tonların kuvetlendiği ve kafa seslerinde esnekliğin yitirildiği görülür.  Bu dönemde, “light baritone” olarak tanımlanan açık bariton seslerin cambiata olarak sınıflandırılmasından kaçınılmalıdır.  Bu evrede kafa sesinin doğru bir teknikle kullanılmaması, sesin geleceği açısından zararlı olabilir.  Fakat koşullar ne olursa olsun, ses öğretmeni öğrencideki bu değişimi teşvik etmeli ve öğrencisine daha itinalı bir şekilde destek olmalıdır.
Bu konuda başka bir yöntem de Royal School of Church Music tekniğidir.  Buna göre, Anglican Kilise ayinlerinde söylemek üzere eğitilen erkek çocuklar, henüz sesleri değişmemiş ise, soprano (treble) partını söylerler.   Bunların yalnızca, daha hafif olan yukarı registrasyonlarda söylemelerine izin verilir ve böylece ortaya çok temiz, berrak ve vibratosuz bir ses çıkar.  Bu ekolde, sesler değişme sürecinde bile soprano söylemeye teşvik edilir.  Bu tutum artık sesler soprano tonları tutamamaya başlayana kadar devam eder.  Sonra ise, öğrenciler bu ekolün öğretmenleri tarafından sesleri tamamen değişimi tamamlayana kadar vokal açıdan dinlenmeye teşvik edilir.  Ne yazık ki bu tekniğin pozitif olduğu kadar negatif sonuçları da vardır.  Bu yaklaşım değişmekte olan sese yukarı tonlardan aşağı tonlara nasıl geçiş yapılacağını öğretmemektedir.
Değişim evresindeki erkek seslerinin eğitimine ilişkin bir başka yaklaşım da Duncan McKenzie tarafından geliştirilen Alto-Tenor tekniğidir.  McKenzie’ye göre erkek çocuğun sesindeki bu değişim çok kademeli bir oluşumdur.  Buna göre, ses aşağı register’da ton kazandıkça yukarı register’dan ton kaybeder.  Alto-Tenor deyimi, değişmiş olan ses gelişip yaklaşık olarak bir oktav gibi bir aralığı kullanmaya başladığı zaman kullanılan bir adlandırmadır.  Şarkı söyleme sesine olan etkisinden dolayı, konuşma sesi bu değişimin en gözlemlenebilen faktörüdür.  Gelişim başladığı gibi erkekteki çocuk sesi tamamen kaybolur ve aşağı tonlar ses aralığına eklenir.  Bu aşamadan sonra ise, ses aşağı tonlarından bazılarını kaybedebilir ve yukarı register’a bazı tonlar eklenebilir.  Buna göre, bir erkek sesinin bu evrede geçirdiği süre uzadıkça, erkek çocuğun tenor olma ihtimali büyüyecektir (aşağıda ton kaybedip yukarıda yeni tonlar kazanacağından).  Genel olarak McKenzie sesin rahat hissettiği bir aralıkta çalıştırılmasının aşağı ve yukarı register’larda çalıştırılmaya kıyasla daha uygun olacağına inanır.
Sonuç olarak, bir erkek çocuğunun sesinin bu oturmamış döneminde ses eğitimi alması ve sesini aktif olarak kullanması zararlı değildir.  Aksine doğru bir ses eğitimi almaları ve seslerini işler durumda tutmaları sesleri açısından çok sağlıklı bir davranıştır.  Richard Alderson’a göre “Ses eğitimi alanında birçok otorite şu düşüncede hemfikirdir: Bu erkek çocuklarını ses aktivitelerinden alıkoymak sadece onların ileride daha iyi birer şarkıcı olma şanlarını azaltmakla kalmaz, onların estetik gelişimlerinin de önüne geçer.”  Egzersiz yapmak ve şarkı söylemek bu gençlerin enstrümanları olan seslerini aktif tutar ve çocuk sesinden yetişkin sesine geçişlerinin daha bilinçli ve yumuşak olmasını sağlar.  Burada zorluk ses öğretmenlerinin üzerine yüklenmiştir: Eğer tutulan yol öğrencinin ses gelişimi açısından avantajlı değilse bunun doğurduğu eziklik ve tatminsizlik, öğrencinin cesaretinin kırılıp bu işi bırakmasına neden olabilir.  Bu nedenle tutulan yol ve seçilen yöntemler yoğun bir itina ve sesi anlayarak uygulanmalıdır.
*Ankara Üniversitesi Devlet Konservatuvarı, Opera ve Koro Bölümü, Koro Anasanat Dalı, Bireysel Ses Eğitimi Öğretim Görevlisi
KAYNAKLAR
Philips, Kenneth H.  Teaching Kids to Sing.  New York: McMillan Inc., 1992, 77-79.
Collins, Don.  The Cambiata Concept.  Conway: Cambiata Press., 1981, 13-14.

Alderson, Richard.  Complete Handbook of Voice Training.  West Nyack: Parker Pub. Co., Inc., 1979, 232.

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !