MÜZİĞİ İŞLEVİ (NEDEN MÜZİK?)

  Çağımız, müzik çağı. Tarihin hiçbir döneminde olmadığı ölçüde müzikle kuşatıldık. Değişik müzik kültürlerinin tüm müzik ürünlerini mümkün olan en zengin tarihsel derinliği içinde, her an ve her yerde dinleme ve bir şekilde yaşamımıza katma olanağına sahibiz. Burada ne belli bir müzik kültürü, ne belli bir müzik türü ne de belli bir müzik biçemi sınırlaması var. Artık egemen (evrensel!) bir müzik kültüründen değil, tüm müzik kültürlerinin ortak evrensel ögelerinden söz ediyoruz. Bu evrensel ortaklıkların belki en başında müziğin, insan yapısının bütününe dönük psiko-sosyal  bir anlatım ve iletişim sistemi olduğu ve kişinin düşünsel, duyuşsal ve bedensel gelişmesine önemli katkılar getirdiği ortak bir yargı olarak kabul görüyor.
            Müzikle uğraşan, müzik dinleyen, algılayan, seslendiren, yorumlayan ve giderek yaratan kişi bir yandan kendi iç dünyasını, duyuşsal evrenini zenginleştiriyor, diğer yandan da başkalarının iç dünyalarına duyarlı olma, onlarla olumlu ve uyumlu bir iletişim kurabilme yetisi kazanıyor. Çağdaş psikologlar bu bağlamda çoklu zekâ katmanlarından (‘multiple intelligence’), kendine dönük duyuşsal zekâdan (‘intrapersonal intelligence’), başkalarının duyuşsallığına duyarlı zekâdan (‘interpersonal intelligence’) söz etmeye başladılar.
            1960’lı yıllardan bu yana eğitim sistemleri sorgulanmaya başlandı. Bilgi çağı, iletişim çağına evrilirken matematiksel, mantıksal zekânın (IQ) yanına, hatta giderek önüne başka bir zekâ (‘e motional intelligence-IQ’) kondu. Bu zekâyı çok kimse ‘müziksel zekâ’ diye de adlandırmaya başladı. Müzik eğitimi alanında son yıllarda yapılan araştırmalar, müzik yoluyla çocukların ve gençlerin yalnız duyuşsal zekâlarının değil, bilişsel-düşünsel zekâlarının da yükseltilebileceği sonucunu ortaya koydu(H. G. Bastian vb.). Eğitim kendine;
            -çevreyle iletişim kurma,
            -işbirliğine açık olma,
            -sorumluluk,
            -esneklik,
            -inisiyatif kullanma,
            -yaratıcılık,
            -bağımsız düşünme,
            -sebep-sonuç ilişkisi kurabilme,
            -güzelden haz duyma ve güzeli arama gibi yeni davranış kalıpları, yeni hedefler koydu. Bu tür bireysel ve toplumsal yetilerin kazanılmasında başta müzik olmak üzere kültür-sanat ağırlıklı yeni bir eğitim modeli uygulaması giderek öne çıkmaya başladı. Bu yeni eğitim süreci ve bu sürecin taşıyıcılarından biri olarak kabul edilen müzik eğitimi (ya da müzik ile eğitim) tüm bireyleri kapsayan, okul dönemiyle sınırlı kalmayıp ‘yaşam boyu’ süren ve toplumsal yaşamın tüm alanlarına yayılmış bir süreçtir.
            Çağdaş bir müzik antropologu (A. P. Marriam – ‘The Antropology of Music’, 1964), insan-müzik ilişkisi bağlamında bakın hangi on işlevi öne çıkarıyor:
            1. ‘duyuşsal anlatım’, 2. ‘estetik haz’, 3. ‘eğlence’, 4. ‘iletişim’, 5. ‘simgesel temsil’, 6. ‘fiziksel tepki’, 7. ‘toplumsal sınıf bilinci’, 8. ‘törensel coşku’, 9. ‘kültürel benlik’, 10. ‘toplumsallaşma sürecine uyumdur’.

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !